Röportajlar’ Kategorisi için Arşiv
Cevahirin Ulvi ile ilgili anlattıkları
27 Mayıs 2010 Yazan Geniş AileCevahirin Ulvi ile ilgili anlattıkları geçtimiz havta ucurum kenarinda kalan cevo yu aytac kurtarmişti.
Devamını oku »
geniş aile ile söyleyişi
26 Mayıs 2010 Yazan Geniş Ailegeniş aile ile söyleyişi
GENİŞ AİLE DİZİSİNDE EVİN BOŞ GEZEN, SORUMSUZ OĞLU ‘CEVAHİR’ KARAKTERİNİ CANLANDIRAN UFUK ÖZKAN İLGİNÇ AÇIKLAMALARDA BULUNDU.
Şöhreti ilk yakaladığında toplu taşıma araçlarını kullanan Özkan, yavaş yavaş halktan kopmaya başlamış.
Devamını oku »
geniş aile Sevenlerine Mujde
29 Mart 2010 Yazan Geniş AileGeniş Aile’nin yıldızları Cevahir ve Ulvi dizi hakkında Siz sevenlere Aciklamalar Yaptı..!!
Senaryosuyla komedinin ezberini bozan Geniş Aile dizisinin iki başrol karakteri Cevahir ve Ulvi dizi hakkında bilmek istediklerimizi anlattı…
Yaz dizisi olmasına rağmen Geniş Aile çok tuttu. Sizce bu başarının sırrı ne?
Ufuk Özkan(Cevahir): Biz önce her yaz dizisi gibi 13 bölüm olarak başladık. Şimdi ise televizyona ve popüler kültüre çok güvenmemekle birlikte, bir aksilik olmazsa 2013′e kadar yayında olacağız. Çekirdek bir seyircimiz var. Bu da bize itici güç oluyor. Bizim bu diziyle ilgili yarınlara daha net bakmamızı sağlıyor. Kalem itibarıyla yazar tayfası çok yeni bir iş, yeni bir dil oluşturdu. Riskli bir şeydi. Çünkü sadece güldüren değil, aynı zamanda seyircinin kafa yormasını, kağıtla kalemle diziyi takip etmesini sağlayan bir iş oldu. Çok zekice kelime oyunları var. O yüzden seyirci en az bizim kadar yoruluyor ve eğleniyor. Bu dizi kült bir iş, Türk aile yapısına çok yakın oldu. Bu modern çağda, apartman yaşantısında o eski tadı verdi.
Bülent Çolak(Ulvi): Toplumun her katmanında, her profilde seyircimiz var. 7 yaşındaki çocuk da izliyor, sokaktaki teyze de, iş adamı da… Bu çok özel bir şey. Dizide vasıfsız insanlar var. Baş karakterler böyle. Oradan hikaye gençliği de yakaladı. Sistemde tutunamayan, kaybedenler, hayırsızlar, faydasızlar. Aşağı yukarı her mahallede, her evde böyle bir oğul var. Toplumda Ulviler var, yancılar, yetersizlikleriyle ortada olan bir şekilde iradesiz, durmadan başkasının yolundan giden çok insan var. Aslında bunlarla, kendimizle dalga geçiyoruz. Bu yüzden insanlar çok seviyor. Ulvi’ye takılan o yetersizlik sıfatları, insanların başına gelen şeyler. Aslında böyle kompleksler ve yetersizliklerle örülüyüz. Dizi biraz bunun farkındalığını yaratıyor.
Komedide sıradanlaşmaya başlamışken Geniş Aile dizisi günümüzdeki komedi anlayışının ezberini bozdu. Siz ne düşünüyorsunuz?
Bülent Çolak: Valla çok klişe bir deyim olacak ama harbiden ezber bozdu. Sokaktaki insanlara baktığımda evet, argo var ama böyle değil. Bu Cüneyt İnay ile Kamuran Süner’in yaratıcılığıyla ilgili bir şey. Ters düz ettiler, yeni argo formları oluşturdular. İnsanlar şu anda internet ortamında bir Geniş Aile sözlüğü oluşturmuş.
Ufuk Özkan: Geçenlerde Ankara’ya turneye gitmiştim. Kaldığımız otelin müdürü bana, haftanın bir günü toplanıp ‘Acaba Cevahir Ulvi’ye bu hafta ne der?’ diye saatlerce konuşup gülüştüklerini anlattı. Yine geçen ay bir yerde oturuyoruz. Yan taraftan bir peçete geldi. Şu yazılı: ‘Cuma namazına kalabalık oldu diye cumartesi günü giden Ulvi. Sizi çok seviyoruz, Geniş Aile.’ Güzel bir iş yaptığımızı bize hatırlatan şeyler yaşıyoruz.
Artık biri çıktı ve ‘Kral çıplak’ dedi…
Bülent Çolak: Evet aynen dediğin gibi…
Dizinin senaristleri çok ilginç, dillere dolanan replikler yazıyor. Sizi en çok güldüreni hangisi olmuştu?
Ufuk Özkan: Ben şunlara çok gülüyorum ya. ‘Papa’ya sübhaneke okuyup aforoz olan Ulvi’, ‘Seyircisiz maça bilet alıp giden Ulvi.’
Bülent Çolak: Benim en çok güldüklerimden bir tanesi, ‘Aya kadar yüzeceğim deyip de yakamoz olan Ulvi.’ Bunu aynı zamanda şiirsel de buluyorum.
BAŞARI TESADÜFİ DEĞİL
Peki, hakikaten dizi 2013′e kadar devam edecek mi?
Ufuk Özkan: Bu bir temenni ama seyirci ve meslekten biri olarak televizyonda komedi yapma işinin ne kadar bıçak sırtı olduğunu biliyorum. İşleri ayırt etmiyorum ama eğer komedi yapıyorsanız, insanları ekran başında 1.5 dakikada güldürmezseniz onların gözünde şarjınız yavaş yavaş eksilmeye başlıyor. Bu yüzden hep çok hızlı olmalısınız. Aslında her hafta geçen haftanın bir tesadüf olmadığını kanıtlamamız gerekiyor. Bu anlamda yazarlarımız 37 haftadır bu başarının tesadüf olmadığını gösteriyor. Yeter ki senaryolarımız böyle gelsin, belki 2013′ten bile daha uzun sürer.
Bülent Çolak: Öyle bir şey ki, hiçbir sekme olmadı. Ulvi sıfatları bir kez olsun tekrarlanmadı, buradan tahmin edebiliriz.
Dizinin kariyerinizdeki değeri ne?
Bülent Çolak: Benim için ilk ciddi iş. Bölüm oyunculukları yaptım ama seti burada öğrendim. O yüzden üstünde titizlikle durduğum bir proje. Rolümü de çok seviyorum. Başlarda zorlandım, çünkü safı inanarak samimi oynamak zor.
Ufuk Özkan: Ulvi bir fenomen oldu…
Bülent Çolak: Biz Ufuk’la burada tanıştık ve enerjimiz inanılmaz tuttu. O beni besliyor, ben onu.
Ufuk Özkan: Hepimizin tarihine altın puntolarla yazılacak bir iş oldu bu. Sadece oyuncular için değil, tüm ekip için.
Biraz karakterlerinizden konuşursak Bülent Çolak Ulvi’nin nesini seviyor?
Bülent Çolak: Kuddusi karakterinin Ulvi için söylediği bir replik var: “O çocuk biraz bebek kafalıdır.” En çok sevdiğim şey safiyeti aslında.
Peki, Ufuk Özkan Cevahir’in en çok nesini seviyor?
Ufuk Özkan: Cevahir’in kafası başka çalışıyor ama ne yaparsa yapsın, onu affettiren bir şeytan tüyü var. Kalbi çok temiz Şansı yaver gitmiyor. Biraz çabuk kaynıyor ve o sırada elinden her şey uçup gidiyor. Cevahir’in hayatı ‘ti’ye alışını çok seviyorum. Ne kadar sorumluluklarımın bilincinde olan bir adam olsam da hayatı takmamayı Cevahir’den öğreniyorum.
TİYATRO RUHLARINI DİNLENDİRİYOR
İkiniz de dizi yoğunluğuna rağmen tiyatroya devam ediyorsunuz. Tiyatro vazgeçilmeziniz mi?
Bülent Çolak: 2002′den beri Semaver Kumpanya’da oyunculuk yapıyorum. Tiyatro benim özgürlük alanım. O yüzden çok seviyorum. Televizyon hayatınızı kazanma yeriniz, bir şekilde televizyonda iş yapıyorsunuz. Tiyatro biraz daha gönül isteyen bir şey. O nedenle kendinizi daha güzel ortaya koyabilirsiniz.
Ufuk Özkan: Oyunculuk yaparken sigortaları indirir her şeyi dışarıda bırakırım. Oyuncu olduğum için çok mutluyum. Beni çok rahatlatan, güçlendiren bir meslek. Bir de çok ekonomik bir meslek. Düşünsenize doktora gitmiyorsunuz, kafanızdaki bir sürü şeyi burada kusuyorsunuz. Çok şeytanca değil mi aslında?
Bülent Çolak: Çok güzel bir tedavi sürecinden geçiyorsun. Üste bir de para veriyorlar.
Ufuk Özkan: Klişe ama tiyatro çok başka bir şey. Zor ama seyirciyle birebir, nefes nefese, sıcak, tekrarı olmayan. Tiyatro yapmazsam biraz renksiz olur gibi geliyor her şey.
Bülent Çolak: Evet ya… Deli işi, tutku işi tiyatro. Acayip bir şey.
HUZURU EVLİLİKTE BULDULAR
İkinizin de çok güzel bir aile hayatı var. Bu piyasa için zoru başarmışsınız
Ufuk Özkan: Evet ama şunu da itiraf etmeliyim ki, üniversitedeyken biraz hoyratça yaşadım. Amiyane tabirle dibini gördüm. Gecenin en karanlık vakti güneş doğmadan hemen önceki andır ya en soğuk ve en karanlık an. Sonra gün doğmaya başlar, işte onu yaşadım. Ben aileyi seviyorum. Dört duvarın arasındaki o domestik yaşamı seviyorum. Yaptığımız meslek çok yoğun çalışma gerektiriyor. İnsan sessizlik, huzur, karşılıksız sevgiyi istiyor. Bunlar benim hoşuma gidiyor.
Bülent Çolak: Valla hayatımın en çılgın kararı evlenmekti, çocuk sahibi olmaktı. Ufuk’un anlattığı şeylere ‘At hırsızı zamanlar’ diyorum. Ve bir yerde bitmesi gerekiyor. Çok depresif bir anımda böyle bir karar aldım, bir şekilde hayatımı değiştirmek istiyordum. Hayat bir şeyler söyler görürsün, görmezsin o senin elinde. Direnirsin, daha da zorlaşır. Son anda fark ettim, direnmedim, akıntıya bıraktım kendimi. Şu anda çok mutluyum.
Ailenizle ilişkileriniz nasıl, zaman ayırabiliyor musunuz?
Ufuk Özkan: Repolarımda turneye gidiyorum ama bununla ilgili planlarım var. Yeni sezonda ailemle daha çok vakit geçirmek istiyorum. Biraz yoğunum ama bir arada olduğumuz zamanı kaliteli geçirmek için binbir organizasyon düzenliyorum.
Bülent Çolak: Eşimle ve oğlum Okyanus’la sokakta vakit geçirmeyi çok seviyoruz. Sıkça Beşiktaş sahilinde güvercinleri besleriz. En son Forum İstanbul’daki dev akvaryuma gittik. Okyanus’un aklı gitti tabii tepesinden köpek balıkları geçince. (Gülüyor…) Onlara vakit ayırmaya çalışıyorum, hep beraber düşünüyoruz. Ayrıca eşimle birlikte film senaryoları yazıyoruz.
ONLARI DAHA ÇOK GÖRECEĞİZ
Televizyonda başka projelerle daha çok görecek miyiz sizi?
Ufuk Özkan: Televizyonda olmak istiyorum çünkü hayal ettiğim şeylere daha çabuk ulaşmamı sağlıyor. Belki de kapitalist bir yaklaşımla televizyonun bütün nimetlerinden yararlanmak istiyorum. Ama tabii ki içime sinen projelerde olmak istiyorum. Oyunculuğu ilgilendiren televizyon programı yapmak, sunuculuk yapmak, sinema oyunculuğu yapmak, bu başarının bir tesadüf olmadığını kanıtlayabileceğim birtakım projelerde olmak istiyorum. Aileme güzel bir hayat bırakmak istiyorum, çünkü hayat kısa. İyi ve umutlu düşünmeye, duamı dürüst dilemeye devam edeceğim.
Bülent Çolak: Televizyonla ilgili henüz kafamda belirli bir plan yok. Gelen projeleri de okur değerlendiririm. Bir sinema filminde yer almak istiyorum. İnşallah bu işten sonra dramatik bir rol oynamak isterim. Yelpazeyi geniş tutmak lazım.
BABA OLMAK DEĞİŞTİRDİ
İkiniz de taze babasınız. Nasıl bir duygu?
Ufuk Özkan: Ben babacıyım, babam hep ‘Baba olunca anlarsın’ derdi. Ben de kendi oğluma diyeceğim. Parantezi açtığımda içinde çok şey var. Korku var, panik var, şampiyon olma coşkusu var. Aile olmak, baba olmak beni çok büyüttü, olgunlaştırdı. Oğlumun beni çıkarsız, yüzde 100 sevmesi, sabahları bana bakıp safça ‘baba’ demesi müthiş bir şey.
Bülent Çolak: Çocuğum olduktan sonra hayatım değişti. Çünkü ben değişmeye başladım. İlk zamanlarda alışmam çok zor oldu. Tarifi olmayan, çok coşkun, çok taşkın bir duygu. Masumiyetinizi yitirdiğinizi hissettiğiniz anda bir şeyler sizi çağırıyor ve çoğalmak istiyorsunuz. Hayatı temize çekmek gibi bir şey.
Cevo ile ulvi Koptu Buyurun izleyelim
25 Mart 2010 Yazan Geniş AileCevo ile ulvi Koptu Buyurun izleyelim
MALUMUNUZ HİÇ BİR YERDE BULAMADIĞINIZ GENİŞ AİLE DİZİMİZİN OYUNCULARININ ÖZEL VİDEOLARI.
ÖZEL ROPORTAJLARI VE ACIKLAMALARI SADECE Devamını oku »
Bora Akkaş ile Röportaj 24 mart 2010
24 Mart 2010 Yazan Geniş AileBora Akkaş ile Röportaj 24 mart 2010
Herkes onu “Geniş Aile” dizisinin Zekai’si, nam-ı diğer Abaküs’ü olarak tanıdı. Gerçek hayatında da dizideki gibi lise öğrencisi, hem de 20 yaşında olmasına rağmen… Bora Akkaş, bu rötarın nedenini sorumsuzluğuna bağlıyor: “Başlarda okulla oyunculuğu bir arada götüremedim. Biraz sorumsuz bir çocuktum. Lise çağı bu yüzden uzadı. Aklım başımda olsaydı, sınıf tekrarı yapmazdım.”
‘ABAKÜS ‘ZEKAİ SEVGİLİSİYLE BÖYLE GÖRÜNTÜLENMİŞTİ…
“Geniş Aile” dizisiyle tanındın, ama bildiğim kadarıyla öncesi de var…
- Evet, “Avrupa Yakası”, “Yağmur Zamanı”, “Cesaretin Var mı Aşka” gibi birçok dizide rol aldım. Ayrıca sinema filmleri de var. “Küçük Kıyamet”, “Adab-ı Muaşeret” bunlardan sadece ikisi.
Tiyatroyu unutmamak gerek…
- Doğru, altı yıllık tiyatro geçmişim var. şehir Tiyatroları’nda altı oyunda rol aldım.
“Geniş Aile” kadrosuna nasıl dahil oldun?
- Yönetmenimiz Ömer Uğur ile daha önce “Cesaretin Var mı Aşka” dizisinde birlikte çalışmıştık. Bir gün bu projeden söz etti, Zekai karakterinin bana çok uygun olduğunu söyledi. Senaryoyu okurken çok güldüm ve teklifi hemen kabul ettim.
Sen de Zekai gibi lise öğrencisisin, değil mi?
- Evet, lise son öğrencisiyim. Önümüzdeki ay üniversite sınavına gireceğim. Aslında başlarda okulla oyunculuğu bir arada götüremedim. Biraz sorumsuz bir çocuktum. Lise çağı bu yüzden uzadı. 20 yaşına geliyorum ama maalesef hâlâ lise okumaktayım. Aklım başımda olsaydı, tekrar geçmişe gitseydik, sınıf tekrarı yapmazdım. Ama artık durumu toparladım. Her gün soru çözmeye çalışıyorum. Niyetim, barajı geçtikten sonra özel yetenek sınavıyla konservatuvara girmek.
ARTIK RAP YAPMIYORUM
Öğrencilik ve oyunculuğun yanı sıra müzik de var. Biraz da o çalışmalardan bahseder misin?
- Küçük yaşlarda gitar çalmaya başladım. Bir grubumuz vardı, orada bas gitar çalıyordum. Müzik benim için hobiydi. Müzisyen bir kimliğim yok fakat müziksever bir insanım. Her tür müziği dinler, onları gitarımla çalmaya çalışırım. Rap müzik bir süre ilgimi çekmişti. Kısa süre önce 2-3 tane de şarkı yaptım. Dizi popüler olunca şarkılarım internette epey ilgi gördü. Ama bence Zekai rolü ilgi çektiği için insanlar merak ediyor ve beni dinliyor. ışi profesyonelliğe taşımak, albüm yapmak gibi bir fikir yok kafamda… Zaten rap benim müzik zevkime de uymuyor, artık rap yapmıyorum.
O halde rap’ten rock’a geçelim.. Grubun neden dağıldı?
- Dağılmadı ki, diğerleri kendi başlarına kaldıkları yerden devam ediyor. Ben son zamanlarda gruba zaman ayıramıyordum, aynı anda okulu, işi ve grubu yürütemiyordum, o yüzden bıraktım.
10 YAŞINDA ALTIN PORTAKAL KAZANDIM
Altın Portakal almışsın. Kaç sene önce hangi dalda kazanmıştın bu ödülü?
- 2001 yılında… 10 yaşındayken yani. Sinema kategorisinde “Umut Veren Genç Oyuncu” dalında kazanmıştım ödülü.
O yaşta böyle önemli alınca nele hissettin, durumun farkında mıydın?
- Beklemediğim bir şeydi. Bir filmde oynamış ve festival için oraya gitmiştim. Festivale katılan diğer filmleri izlemiştim. Ödül almak hiç aklımda yoktu…
KIZ ARKADAŞIMIN YANINDA ENSEME VURMAYIN!
Herkes seni Zekai olarak biliyor. Yolda nasıl tepkiler alıyorsun?
- Genelde sevgi dolular bana karşı. Onların mahallesinden bir çocukmuşum gibi davranıyorlar. Ama rahatsız olduğum durumlar da yaşıyorum. Kız arkadaşımın yanında biri gelip “Vay Zekai kardeşim naber?” diye enseme patlatabiliyor mesela…
Kız arkadaş demişken… Birkaç hafta önce kız arkadaşınla objektiflere yakalandın. Bu durum sizi rahatsız etti mi?
- Ben onu yakalanmak olarak yorumlamıyorum. Kız arkadaşımın okulu Maslak’ta. Benim setim Emirgan’da. ıkimizin ortak noktası İstinyePark. Genelde boş vakitlerimizde orada buluşuyoruz. Muhabirler de işlerini yapıp çekiyorlar. Bu durumdan rahatsızlık duymadım.
Ufuk Özkan la Röportaj 23 mart 2010
23 Mart 2010 Yazan Geniş AileUfuk Özkan la Röportaj 23 mart 2010
Geniş Aile dizisinin ‘Faydasız’ tiplemesini oynayan Ufuk Özkan’la çok özel bir söyleşi gerçekleştirdik. Geniş Aile’de can alıcı bir role sahip Ufuk Özkan’ın merak edilen yönlerini kendisine sorduk. Faydasız’ın gerçek hayatta da en az dizideki kadar eğlenceli biri olduğunu öğrendik. Sevilen oyuncu Geniş Aile’ye nasıl katıldığı, dizinin neden bu kadar çok izlendiği, çekim aralarında nelerle uğraştığı, neden balayına çıkamadığı gibi pek çok konuda samimi açıklamalarda bulundu.
HOCAMI ARADIM; GENİŞ AİLE’DEN HABERDAR OLDUM
Size Cevahir tiplemesi nasıl geldi ve nasıl karşıladınız?
Ufuk Özkan:
Hocam Ömer Uğur’u hal hatır sormak için aramıştım. O arada başka bir dizinin çekimleri devam ediyordu. Bana projeden bahsetti ve iki ay sonra çekimlere başlamayı planladıklarını söyledi.
O zamanlar rol aldığım ‘Benim Annem Bir Melek’ dizisi nisan ayı başında sezon finaline girmişti. Ali Sunal’ın askere gitmesi nedeniyle erken ara vermiştik. Kısaca, bu diziye başlamak için uygun bir zamandı.
OYNAMAYANI VURURLAR
Rolünüze adapte olmak için neler yaptınız?
Ufuk Özkan:
Role adapte olmak için birinci bölüm senaryosunu okumam yeterli oldu. Öyle bir rol ki oynamayanı vururlar.
GENİŞ AİLE, KARİKATÜR ÜRÜNÜ
Geniş Aile dizisi kısa sürede çok sevildi. Reyting listelerini alt üst etti. Dizinin bu başarısını neye bağlıyorsunuz?
Ufuk Özkan:
Dizimizin konusu yeni değil, mahalle hikayesi ama dili ve diyalogları tam bir karikatür kafasıyla oluşturulmuş. Her bölümde yazarlarımız Cüneyt ve Kamuran harikalar yaratıyorlar. Onlar olmasaydı ‘kimse alınmasın’ bu kadar ses getirmezdi.
Bir de hakikaten D Production, castı çok titiz hazırlamış. Herkes rollerine o kadar yakışmış ki alternatifleri yok bence. Mürsel’i, Bilal’i, Nazan’ı, Kuddusi’yi bence bu kadar iyi çıkaracak ikinci bir cast zor çıkar.
SETE KOŞARAK GİDİYORUM
Çekimler nasıl gidiyor? Bir gününüzü bize anlatabilir misiniz?
Ufuk Özkan:
Hayatımda iki şey var ki, bunlar benim için çok önemli, eşim ve çocuğum. Ben eşime ve çocuğuma koşarak gidiyorum. Şimdi bir üçüncüsü (Geniş Aile) oldu.
Hakikaten bazı işler vardır, ayağını sürte sürte gidersin. Biz buraya koşarak geliyoruz.
KULİS ÇOK EĞLENCELİ
İşin kamera arkası da eğlenceli mi?
Ufuk Özkan:
Bir işin kulisi iyiyse, bu seyirciye mutlaka ulaşır. Saygıyı kaybetmeden çok eğleniyoruz.
CEVAHİR’İN DURUMU MÜEBBET
Cevahir sizce faydalı biri olabilecek mi?
Ufuk Özkan:
Tıp, günün birinde kansere çare bulur ama Cevahir müebbet faydasız.
OYUNCU SAHNEDE SUDAN ÇIKMIŞ BALIĞA DÖNER
Ekipte Türk sinema ve tiyatro dünyasının çok kıdemli isimleri de var. Onlarla çalışmak nasıl bir duygu?
Ufuk Özkan:
Onların duruşu, profesyonelliği, birikimi biz yeni kuşak için bulunmaz nimet. Mesela okulda sana nasıl duracağını, nasıl tonlama yapılacağını, diyaframını kullanmayı gibi bir sürü teoriyi öğretirler.
Ama oyuncu sahneye çıktığında sudan çıkmış balık gibi olur. İşte böyle noktalarda bize tecrübeleriyle omuz veriyorlar. Ne mutlu bize.
TİYATRO İLE TEDAVİ OLUYORUM
Tiyatro eğitimi almışsınız. Oyuncu olma isteğiniz nasıl oluştu? Aileniz nasıl karşıladı?
Ufuk Özkan:
Çok klişe ama belliydi benim oyunculuğa kafa takacağım. Çok haşarı bir çocuktum. Yeni oyunlar üretirdim, rol dağıtımı yapardım. Mesela en hit oyunum vampircilikti. Düşünsenize Almanya’da bir pazar günü kuzenler ve kardeşlerimle bir olup babamı ısırmak için sokaklarda koşturuyorduk. En güzel anılarım çocukluğuma aittir.
Türkiye’ye döndüğümüzde 13 yaşındaydım ve hala çok yaramazdım. Teyzem ve rahmetli babam içimdeki enerjiyi doğru yerlere boşaltmam konusunda anlaşmış ve biraz da torpille beni Samsun Belediye Konservatuarı’na kayıt ettirmişler. Tabii biraz da sokakta pert olmayım diye. Genel Sanat Yönetmeni Ragıp Erden akrabamız sayılırdı. Sonra sahnenin tozunu yutmaya başladık, tabii ailem hep arkamdaydı.
Türkiye’ye döndüğümüzde bir uyum sorunu yaşıyordum. Normal olarak tiyatro ile tedavi oldum ve hala tedavim devam ediyor ama mesleğimin bağımlısıyım. Rahmetli babama liseden sonra bir gece ‘Baba ben devlet konservatuarına girmek istiyorum.’ dedim.
Ertesi akşam otobüs camından ağlayarak babama el sallıyordum. Babam beni hayata çok itmiştir. Gözü peklilik babamın mirasıdır. Rötarlı kazandım okulu ama babamı utandırmadım.
İŞE ÖNCE İNANMAM LAZIM
Ne tarz rollerde oynamak sizi heyecanlandırıyor? Çok kötü bir adam rolü gelse kabul eder misiniz? Kriterleriniz var mı?
Ufuk Özkan:
İçinde çok dar ya da çok bol olmuyorsam dilim döndükçe her şeyi oynarım, yeter ki inanayım. Sonrası beni aşar. Puanı seyirci verir.
KONUŞMADAN GÜLDÜRÜYORMUŞUM
Geniş Aile’de oynadığınız ‘faydasız’ tiplemesi çok komik bulunuyor. Komedi rolleri size çok yakışıyor. Günlük hayatta da espri yapmayı seviyor musunuz? Nasıl biri olduğunuz söyleniyor?
Ufuk Özkan:
Ne mutlu bana, teşekkür ediyorum. Ben kelimelerin yeriyle, tonlamasıyla oynamayı seviyorum. Beni bu tarz şeyler güldürür. Hiçbir şey söylemeden güldürüyormuşum eşimi.
Evet bir muzurluk var. Hayatı tiye almak bazen ömrü uzatır. Topu topu bir bu kadar daha yaşayacağız. Her şeye çok takılmamak gerekiyor.
SETTE KİTAP OKUYORUM
Hobileriniz var mı? Boş zamanlarınızı nasıl geçiriyorsunuz?
Ufuk Özkan:
Pek boş vaktim olmuyor. Ama mutlaka sette, yolda kitap okurum. Keşke biraz zaman olsa tekrar squash oynamaya başlasam.
MÜTEVAZI YAŞIYORUM
Ses getiren işler yapıyorsunuz ve daha çok yaptığınız işlerle varsınız. Sizi özel hayatınızla ilgili sağda solda yazılmış çizilmiş olarak görmüyoruz. Bu neden kaynaklanıyor? Özel bir çabanız var mı?
Ufuk Özkan:
Ben yanımdakilerle değil, işimle anılmak isterim. Oynadığım karakter olarak yaşamıyorum. Üç yıldır evliyim ve 1.5 yaşında oğlum var. Ellerinizden öper.
Eşimle, ve oğlumla arada İstinye Park’a gideriz. Yeniköy’e İstinye’ye ineriz. Bazen pazarları Hisar’da kahvaltıya gideriz. Gayet mütevazi yaşıyorum ve bunu seviyorum. Mesela Bebek’e asla hafta sonu tinkok tinkok inmem. Bir elinde poşet gibi çocuğunu tutan diğer elinde fifisini gezdiren tiplerden olmadım, olmam da.
Bizim mesleği bazı oyuncu arkadaşlar fazla büyütüyor. Fazla inanıyorlar.
BİZİM MESLEK SEX AND THE CITY
Evliliğe bakış açınız nasıl? Sanat dünyasındaki insanların evliliklerini çok zor yürüttüklerini görüyoruz. Bunu neye bağlıyorsunuz?
Ufuk Özkan:
Her insanın bir şeye ait olmaya ihtiyacı vardır. Bir dine, bir takıma, bir aileye… Bu bizim doğamızda var. Yalnızlık Allah’a mahsustur.
Bizim meslekte çok ilişki kaosu var. Geceler gündüzler birbirine karıştığı için çalışırken bir de bekar olmak, anlık duraklara yönlendirir insanı. Bekar bir adam için bizim meslek sex and the city. Aile olmak güzel, masanın ve yatağının kokusu değişmemeli.
HALA BALAYINA ÇIKAMADIK
Çekimler arasında fırsat bulup tatil yapma imkanınız oluyor mu? Tatilde neler yapmak hoşunuza gidiyor?
Ufuk Özkan:
Üç yıldır balayına bile gidemedik, ne tatili? Tatil olsun da çamurdan olsun.
SENELER SONRA İYİ ANILMAK İSTERİM
Mesleki anlamda olmak istediğiniz yerde misiniz? Bundan sonra hangi projelerde yer almak istiyorsunuz?
Ufuk Özkan:
Bizim işin sonu yok. ‘Tamam artık’ dediğinde önce yavaşlar sonra kendini tekrar etmeye başlarsın. Ve balkabağına dönersin.
Seneler sonra oğlum beni izlediğinde ‘İşte benim babam Ufuk Özkan’ dedirtecek iyi projelerde olmak isterim. Ukalalığı ve özgüveni birbirine karıştırmadan ama..
SANAL ALEMDE YORUMLARA BAKIYORUM
İnternetle aranız nasıl? Daha çok ne amaçla internete giriyorsunuz?
Ufuk Özkan:
Sanal alemle aram pek iyi değil. Senaryomu okuyorum, dizimizin sevenlerini okuyorum, yorumları genisaile.net’den takip ediyorum, reytinglere bakıyorum.